Program Gönüllümüz Günseli Özdemir, 17.Sezon Fark Yaratanlarımızdan DEKAFOK Derneği kurucusu Seher Akyol ile çalışmalarını konuştu.
Günseli Özdemir: Seher, DEKAFOK Derneği için her kapıyı açılana kadar sabırla ve ısrarla zorlayan biri olarak merak ediyorum: Hep böyle mücadeleci bir ruhun var mıydı, yoksa bu süreçte mi gelişti? Senin yolculuğundaki dönüm noktaları nelerdi?
Seher Akyol: İçimde her zaman haksızlığa karşı duran, inatçı bir damar vardı doğrusu; ama bu süreç beni bambaşka bir "mücadeleciye" dönüştürdü diyebilirim. Eskiden kendi hayatının sınırlarında direnen Seher, bugün binlerce canlının yaşam hakkı için kapıları zorluyor.
Yolculuğumun en büyük dönüm noktası, sahil şeridinde yuva yapmaya çalışan o ilk caretta carettanın çaresizliğine ve kum zambaklarının fütursuzca ezilmesine şahit olduğum andı. O gün anladım ki eğer ben ses çıkarmazsam, buradaki ekosistemin sesi tamamen kısılacaktı. Çaldığım her kapıda "hayır" cevabıyla karşılaştığımda, o kapının arkasındaki canlıların sorumluluğunu hissederek daha da güçlendim. Sabır ve ısrar, doğayı korurken öğrendiğim en büyük erdemler oldu.
G.Ö: Manavgat’tan bahsederken gözlerinin içi gülüyor. Bize biraz kalbini böylesine heyecanlandıran Manavgat’ı ve senin için ne ifade ettiğini anlatır mısın?
S.A: Manavgat benim için sadece bir coğrafya, bir şehir değil; yaşamın ta kendisi. Nehir ile denizin birleştiği o büyüleyici nokta, doğanın insanlığa sunduğu en saf mucizelerden biri. Gözlerimin içinin gülmesi çok normal; çünkü Manavgat’ın her bir kumsalında, dalgasında milyonlarca yıllık bir yaşam döngüsü gizli.
Akdeniz foklarının avlandığı alanlar, geceleri sessizce sahile çıkan deniz kaplumbağaları ve bembeyaz açan kum zambakları... Bu sahil benim doğduğum yer ve evimi koruma içgüdüsü kalbimi her saniye ilk günkü heyecanla çarpttırmaya yetiyor. Manavgat, eşsiz doğamızın gece gündüz demeden kalbinin attığı yer ve ben o kalbin ritmini korumaya aşığım.
G.Ö: DEKAFOK Derneği’nde tipik bir gün nasıl geçiyor?
S.A: Bizde "tipik" ya da durağan bir gün neredeyse hiç olmaz! Güneş doğmadan çok önce, sabaha karşı sahil nöbetleriyle günümüz başlar.
- Sabah Erken Saatler: Gönüllülerimizle birlikte sahilde yürüyüşe çıkarız. Yeni kaplumbağa yuvalarını tespit eder, kafesler yerleştirir ve kayıt altına alırız.
- Öğlen: Merkezimize gelen ziyaretçileri ağırlar, çevre kirliliği ve kıyı koruma üzerine bilgilendirmeler yaparız. Eğer dönemiyse, üniversitelerden gelen bilim insanlarıyla veri paylaşımları ve saha koordinasyonu gerçekleştiririz.
- Akşamüstü ve Gece: Gece nöbetleri başlar. Sahile kontrolsüz araç girişini engellemek, ışık kirliliğini denetlemek ve yavruların denize güvenle ulaşmasını sağlamak için sabaha kadar gözümüzü kırpmayız.
Kısacası DEKAFOK'ta bir gün: bolca ter, sonsuz bir yürüyüş ve gün sonunda bir canı kurtarmanın verdiği o tarif edilemez huzurla geçer.

G.Ö: DEKAFOK Derneği’nin yaptığı çalışmalar oldukça kapsamlı: öğrencilere verilen eğitimler, bilim insanlarının araştırmalarına sağlanan destekler bunlardan sadece birkaçı. Tüm bu faaliyetleri ve gelecekte hayata geçirmek istediğiniz projeleri bir çerçevede anlatır mısın?
S.A: Bugüne kadar binlerce öğrenciye çevre bilinci aşılayan eğitimler verdik. Bilim insanlarının kıyı ekosistemi üzerine yaptığı araştırmalara lojistik ve veri desteği sağlıyoruz. Sahil şeridini koruma altına alarak insan baskısını azaltmaya çalışıyoruz.
En büyük hedefimiz, Manavgat kıyılarında uluslararası standartlarda bir Deniz Canlıları Rehabilitasyon Merkezi kurmak. Yaralı deniz kaplumbağalarının ve Akdeniz foklarının ilk müdahalelerinin yapılacağı, yeni bilim insanlarının yetiştiği, aynı zamanda çocukların doğayla dokunarak bağ kurabileceği dijital ve interaktif bir eğitim üssü hayal ediyoruz. Kıyı koruma bilincini tüm Akdeniz havzasına yayacak geniş çaplı bir ağ kurmak da planlarımız arasında.
G.Ö: DEKAFOK Derneği’ne katkı sunmak, gönüllü olmak veya destek vermek isteyen kişiler nasıl bir yol izleyebilir?
S.A: Bize destek olmak isteyen herkese kapımız sonuna kadar açık, çünkü biliyoruz ki dünya ancak el birliğiyle kurtulur. İnsanlar bize birkaç farklı yolla ulaşabilirler:
- Saha Gönüllülüğü: Özellikle yaz aylarında yuva tespit ve koruma çalışmalarında bizimle sahada aktif olarak çalışabilirler, gece nöbetlerimize katılabilirler. Bunun için başvuru bir sistemimiz var gerekli bilgiye sosyal medya hesaplarımızı takip ederek ulaşabilirler.
- Uzaktan Destek (Dijital Gönüllülük): Sosyal medya yönetimi, çeviri, tasarım, eğitim, hukuk, yazılım içerikleri hazırlama gibi konularda mesafeler önemsiz olmaksızın bize destek verebilirler.
- Kurumsal ve Bireysel Bağışlar: Koruma ekipmanları (kafesler, ilk yardım malzemeleri vb.) veya projelerimizin sürdürülebilirliği için fon sağlayabilirler. Sosyal medya hesaplarımız ve web sitemiz üzerinden bizimle iletişime geçmeleri yeterli.
G.Ö: Fark Yaratanlar Programı’nın ilk ekip buluşmasında neler hissettin?
S.A: O salona adım attığım anı hayatım boyunca unutmayacağım. İlk hissettiğim şey derin bir "yalnız olmama" duygusuydu. Fark Yaratanlar buluşmasında, ülkenin dört bir yanından gelen, gözleri benim gibi parlayan, bambaşka sorunlara şifa olmaya çalışan insanları görünce üzerimdeki o tatlı yorgunluk uçup gitti. İçimi muazzam bir aidiyet, gurur ve "Evet, doğru yoldayız ve biz çok güçlüyüz" hissi kapladI. O enerji bana yıllarca yetecek kadar motivasyon yükledi.
G.Ö: “İnsan isterse her şeyi yapar” cümlesinin canlı örneklerinden biri gibisin. DEKAFOK Derneği için yaptıklarını dinlerken çoğu zaman “Ben olsam çekinirdim, utanırdım” diye düşünüyorum. Benim gibi zaman zaman çekinen, adım atmakta zorlanan insanlara ne söylemek istersin? Belki bir cümle, belki bir yöntem…
S.A: Seni çok iyi anlıyorum. Çekinmek, utanmak ya da "Acaba ne derler?" diye düşünmek çok insani. Ama sana kendi yolculuğumdan çıkardığım tek cümlelik bir yöntem söyleyeyim: "Korkunu ve çekingenliğini, savunduğun canın çaresizliğinin arkasına sakla."
Ben bir devlet dairesinin kapısını çalarken veya bir yetkilinin karşısına çıkarken Seher olarak çıkmıyorum; sahilde kabuğu kırılmış bir Caretta Carettanın, kepçelerin altında ezilmek üzere olan bir kum zambağının avukatı olarak çıkıyorum. Kendin için istemediğin o cesareti, hiç sesi çıkmayan bir canlı için istemek, insanı utangaç hâlini bir köşeye bırakıveriyor. Bir kez o adımı atıp arkandaki canların hayatının değiştiğini gördüğünde, inan bana, bir daha seni hiçbir güç durduramıyor. Çekinme, çünkü o ilk adımı attığında yalnız olmadığını göreceksin!
DEKAFOK Derneği çalışmasını takip etmek için tıklayın.